.

.

.

.

.

alt
 
KÖY ENSTİTÜLERİ DESTANI
 
  Kurtuluş Savaşı utku ile sona ermiş ve ardından da sıra Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasına
gelinmişti. Yıl 1928, okuryazar oranı % 5’e erişmemiş bir ülke. “Türk Ocakları” gerçekleşen harf
devrimine derhal sahip çıkarak, açtığı kurslarla okuma yazma seferberliğine katılmıştır. 1931 yılında,
kapatılan “Türk Ocakları” yerine, 1932 yılında kurulan “Halkevleri” aynı işlevi sürdürmüştür.
1935 yılında, Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan, ülkenin eğitim durumunu TBMM’de yaptığı konuşmasında
şöyle anlatmıştır: “Ülkedeki 40.000 köyün sadece 5.000’de okul ve öğretmen var ve eğitim ortalaması
ise 3 yıldır.” Atatürk, köylerde uygulanması gereken eğitim ve öğretim konusunda da şöyle demiştir:
 
“Bu yurdun gerçek sahibi ve toplumumuzun büyük çoğunluğu köylüdür. İşte bu köylüdür ki, bugüne
kadar bilgi ışığından yoksun bırakılmıştır. Bundan ötürü, bizim izleyeceğimiz milli eğitim politikasının temeli,
önce bilgisizliği gidermektir.”
 
1936 yılında, Atatürk’ün direktifi üzerine “Eğitmen Kursları” kurulmuş ve askerliğini çavuş olarak yapmış
olan gençlere verilen altı aylık bir eğitimin ardından, “Köy Eğitmeni” olarak ilkokullara atanmışlardır.
 
1937 yılında, ilk ikisi İzmir ve Eskişehir’de, diğerleri bir yıl sonra Kastamonu ve Kırklareli’nde olmak üzere
dört tane “Köy Öğretmen Okulu” kurulmuştur.
 
17 Nisan 1940 tarihinde, “Köy Enstitüleri” kuruldu, Köy Öğretmen Okulları da enstitüye dönüştürülmüştür.
Köy Enstitüleri, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün himayesinde, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve
İlk Öğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla kurulmuş ve geliştirilmiştir.
Köy Enstitüleri’nin kuruluş amacı; köylerden sınavla alınan, ilkokul mezunu çocukların bu okullarda öğretmen
olarak yetiştirildikten sonra yeniden köylerine atanmalarıydı. Eğitim süreleri beş yıl olarak saptanan
Köy Enstitüleri’nde, günde 11 saat olmak üzere ve yılda 11 ay hızlandırılmış eğitim verilmiştir.
 
İsmail Hakkı Tonguç’a göre; “Kurtuluş Savaşı’nda kanlarını verenlerin hakları ödenecekti. Yeteneklilere,
çalışanlara hakları verilecekti. İmparatorluk döneminde olduğu gibi ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen
sınıflar bulunmayacaktı. Cumhuriyet bu demekti.  Devrim, en uygun koşulları bularak yeni insan tipleri
yaratmak zorundaydı…” 
 
Köy çocuklarını, cumhuriyet aydınlanmacısı ve devrimcisi olarak yetiştiren Köy Enstitüleri’nin sayısı,
kısa sürede açılan yeni okullarla 21’e ulaşmıştır. Köy Enstitülerinin temel özelliği uygulamalı eğitim
sistemidir.
 
Bu sistemde bilgi, üretmenin bir aracıdır.
 
Halkımızın çoğunluğu köylerde ilkel bir yaşam sürüyor ve feodal düzene dayalı bir ortaçağ ekonomisi
köylünün gelişmesine ve bilinçlenmesine engel oluyordu. Köylünün bilinçlenip güçlenebilmesi için tek çare
olan Köy Enstitülerinin hedefi, köyü canlandıracak, her konuda köylüye örnek ve rehber olacak öğretmeni
yetiştirmek olmuştur. Köy Enstitülü erkek öğrencilere kültür derslerinin yanında, marangozluk,
demircilik ve yapıcılık ve tarım dersleri uygulamalı olarak verilmiştir.
 
Kız öğrencilere ise; biçki-dikiş, dokumacılık ve ziraat sanatları eğitimi verilmiştir. Yapılan eğitim; yapıcı,
yaratıcı, uygulamalı ve üretici idi.
 
Köy Enstitüleri’nin açık kaldığı 12 yılda; 18.000 öğretmen, 2.000 sağlık memuru ve 8.000 eğitmen
yetiştirmiştir. 1946 yılında, İsmet İnönü hükümeti yapılan baskılara dayanamayarak, Milli Eğitim Bakanı
Hasan Âli Yücel’i görevinden almış ve yerine Reşat Şemsettin Sirer’i bakan yapmıştır. Bunun üzerine
İlk Öğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç da görevinden istifa etmiştir. Köy Enstitüleri, o tarihten
tamamen kapanacağı 1952 yılına kadar, kuruluş amacı dışında eğitim vermiştir. Tüm dünyaya örnek olan
bu sistem, kapatılacağına çoğaltılsaydı, ülke, Atatürk’ün özlemi olan çağdaş ülkeler seviyesine ulaşırdı. 
 
Sonuç:
Köy Enstitüleri, “kızlı erkekli” yaptığı eğitimleri ve “komünist öğrenci yetiştiriyor” söylemleriyle kapatılmıştır.
Ama kapatılmanın asıl ve gizlenen amacı, feodal sistemdir. Okullar kapatılmasa ve köy enstitülü öğretmenler
görevlerini yapabilselerdi, feodal sistem yok olacak ve anarşi ortamı kendiliğinden yok olacaktı.
17 Nisan 2014
 
Ahmet Gürel
ADD İzmir Platformu Başkanı
 
 
1834/3 Sokak No: 18 D:10
Karşıyaka / İZMİR

Tel: 0232 367 86 51
Tel: 0532 665 19 25

Günün Anketi

Ne Düşünüyorsunuz?
 
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün41
mod_vvisit_counterDün29
mod_vvisit_counterBu hafta41
mod_vvisit_counterGeçen Hafta213
mod_vvisit_counterBu ay539
mod_vvisit_counterGeçen Ay10074
mod_vvisit_counterTüm Zamanlar78533